MERVE BÜYÜKBAYRAK AKIL HASTANESİNE SEVK TALEBİ GEREKTİRECEK NE YAPTI?

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Adnan Oktar davası kapsamında, hakkında öne sürülen asılsız iddialarla ilgili savunmasını yapmak üzere 29 Eylül 2020 tarihli duruşmada arkadaşımız Merve Büyükbayrak da söz almıştır.

Merve hanım savunmasında, müştekilerin ve bazı (sözde) etkin pişmanların asılsız ve mesnetsiz iddialarındaki geçersizlikleri ve tutarsızlıkları bizzat onların kendi çelişkili ifadelerinden ortaya koymuştur. Bu kişilerin ifadelerinde yer alan onlara ait sözleri okuyarak nasıl bir kumpas ile karşı karşıya olduğumuzu göstermiştir. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan Beril Koncagül'ün Sayın Adnan Oktar'la ilgili cinsellik konulu anlatımlarının, diğer müştekilerin anlattıklarıyla tamamen zıt olduğunu açıklamıştır. 

Merve Hanım sadece Beril Koncagül’ün değil, diğer (sözde) etkin pişman ve müştekilerin ifadelerinin de Adnan Oktar ve tüm yargılananlar hakkında sayısız yalanla dolu olduğunu somut olarak göstermiştir. Sayın Adnan Oktar ve tüm bey arkadaşlarımız haram helal sınırlarını koruyan, zinadan uzak duran insanlardır. Merve Hanım da bunu ifadesi sırasında vurgulamış, ancak Adnan Bey ve tüm yargılananların tecavüz suçuyla itham edildiğini, “Hangi tecavüzde kadınların böyle bir anlatımı olabileceğini” sormuştur. Yine, müştekilerden D.K. adlı bir hanımın kendi anlatımına göre yargılanan arkadaşlarımızlardan biri ile olan ilişkisinde beyin cinsel organını tutup eliyle vajinasına yönlendirdiğini anlatması üzerine de, “bu iftiralar sebebiyle “tecavüz” ithamıyla yargılanıyoruz, böyle bir tecavüz dünyanın neresinde görülmüştür” diyerek son derece haklı bir soru sormuştur. Böylece, yalnızca karalama ve itibarsızlaştırmayı hedef alan hayal ürünü uydurma iftiraların ne derece gerçek dışı olduklarını Merve Büyükbayrak kanıt ve belgeleriyle gözler önüne sermiştir.

Ancak, ifadesinin sona ermesinin ardından bir kısım katılanlar vekili Av. Sena Akkaya, kanaatimizce müvekkillerinin yalanlarının ortaya çıkmasından duyduğu panikle, Sayın Merve Büyükbayrak'ın ifadelerini çarpık bir biçimde yorumlayarak Mahkeme'den, kendisi hakkında "cezai ehliyetinin olup olmadığının araştırılması" yönünde yersiz ve anlamsız bir talepte bulunmuştur.

Bu görülmedik, anormal ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan talep basında da "Şok Talep", vb. şekilde başlıklarla yer almıştır.

Burada önemli olduğunu düşündüğümüz bir husus da, söz konusu talebi yapan bir kısım katılanlar vekili Av. Sena Akkaya'nın daha önce de gayrı hukuki bir hareketle, süregiden davayı etkileme amaçlı, basına bir takım gerçek dışı beyanlarda bulunmuş olmasıdır. Bir hukuk insanı, bir avukat olarak Av. Sena Akkaya'nın böyle bir davranışın açıkça suç teşkil ettiğinin farkında olmaması oldukça garip bir durumdur. Eğer, müvekkilleri tarafından böyle bir duruma sürüklenmek zorunda bırakıldıysa, bu da mutlaka araştırılması gereken çok daha vahim bir durumdur.

Dava sürecinde dosyanın tümüyle boş olduğu gün ışığına çıkınca, Mahkemede hukuki anlamda bir varlık gösteremeyen, hatta çok sayıda hukuksuzluğa ön ayak olan bazı katılan vekillerinin duruşmalarda medyaya karşı-propaganda malzemesi üretme amaçlı, tabiri caizse "şov"a yönelik davranışları endişe vericidir. Merve Büyükbayrak'a yönelik söz konusu hukuk dışı talep de husumetli katılanların, vekilleri vasıtasıyla sahneye sürdükleri yeni stratejilerinin bir parçasıdır. Diğer yandan, dava sürecinde hukuki yeterlik ve yetenek bakımından kendilerini ispatlayamadıklarını, yeterli performansı sergileyemediklerini, amatör kaldıklarını düşünen bazı katılan vekillerinin ünlenme, medyatik olma, kariyerlerinde yükselme gibi kaygılarla bu tür girişimlere tevessül etmeleri de düşündürücü bir durumdur.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, medyada yayınlanan ve güya Merve hanımın, "Adnan Oktar'ın cinsel hayatını övdüğü"ne dair haberlerde aktarılan ifadeler Merve Büyükbayrak'a ait ifadeler değildir. Merve Büyükbayrak yalnızca, bazı müşteki ve etkin pişmanların bu yöndeki ifadelerinden Mahkeme huzurunda çeşitli alıntılar yaparak farklı ve zıt anlatımlar arasındaki çelişkileri ortaya koymuştur.

İddianamede, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında yaklaşık 100 kadar kızın, husumetli müştekiler tarafından maruz kaldıkları baskı ve korkutmalar sonucunda, cinsellik konulu yüzlerce iftira dolu, hayal ürünü anlatımları vardır. Bu kişilerin dahi, anormal bir ruh halinin yansıması, görülmemiş bir fantezi dünyasının ürünü olan bu tür akıl almaz, gerçek dışı anlatımlarından ötürü Akıl Hastanesi'ne sevkleri gerekmiyorken, bunlardaki galiz çelişkileri ortaya koyan ve müştekilerin yalan ve iftiralarını duruşmada ispatlayan Merve Büyükbayrak'ın Adli Tıp Kurumu'na sevkini talep etmenin hiçbir akli, mantıki ve hukuki yönü olmadığı ortadadır.

Böyle bir talep hukuktan olduğu kadar aynı zamanda samimiyet ve iyi niyetten de son derece uzaktır. Müşteki ve etkin pişmanların tutarsız ve gerçek dışı sözlerini, belge ve delilleriyle ortaya koyan, dava dosyasının tümüyle bu tür soyut yalan beyanlardan, çirkin iftiralardan oluşan, her türlü somut delilden yoksun içi boş bir dosya olduğunu gözler önüne seren, camiamız aleyhinde yürütülen kumpası deşifre eden arkadaşlarımızı sindirmeyi ve susturmayı hedefleyen kanunsuz ve hukuksuz mağdur etme politikalarının bir parçasıdır.

Hepsinden daha da vahim olan, Sayın Mahkemeyi tenzih ederiz ancak, Sayın Mahkemeyi de yalnızca mağdur olmamızı ve savunma hakkımızın engellenmesini amaçlayan bu tür kanunsuz ve hukuksuz girişimlere alet edebileceklerini sanmalarıdır.

Ancak, değerli, sağ duyulu, vicdanlı ve ferasetli yargıçlarımızın bu tür oyunlara asla itibar etmeyeceklerine, hukuk ve adalete sonuna kadar bağlı kalacaklarına olan inancımız tamdır.

 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.